Gruba Düşen Fotoğraf
Dijital Panoptikonda Gösteri, Kayıt ve İtaat
Bir işyerinde bir uygunsuzluk giderilir. Bir makinenin sökülmüş koruyucusu yerine takılır, sızdıran bir bağlantı sıkılır ya da haftalardır bekleyen bir onarım nihayet tamamlanır. Bunlar, işi yapanın zaten yapmakla yükümlü olduğu, görev tanımının tam içinde duran işlerdir. İş biter bitmez telefon kaldırılır ve birkaç saniye sonra fotoğraf kurumun WhatsApp grubundadır. Ardından gelen alkış emojileri, “eline sağlık” mesajları ve bir amirin tek kelimelik onayı, o gün orada gerçekte ne yapıldığı sorusunu sessizce kapatır. Oysa fotoğrafın gösterdiği şey tamamlanmış görünen bir onarımdan ibarettir. Uygunsuzluğun kime ve ne zaman bildirildiği, giderildikten sonra kontrol edilip edilmediği, bütün bunların kimin imzasıyla hangi tarihte kayda geçtiği fotoğrafta görünmez. Yine de grupta iş yapılmış sayılır, üstelik sıradan bir görev olağanüstü bir başarı gibi alkışlanmıştır. Bu satırlar, bir iş güvenliği uzmanı olarak bu sahneyi defalarca izlemiş ve o grupların üye listesinde kendi telefon numarasının da durduğunu bilen birinin notlarıdır.
İş sağlığı ve güvenliği pratiğinde bir işin yapıldığını gösteren şey onun belgesidir. Periyodik kontrol raporu, ölçüm değerleri, yetkili kişinin imzası, uygunsuzluğun kime ve ne zaman bildirildiği, hangi sürede giderileceği. Bu belgeler sıkıcıdır, yavaş dolaşır ve kimsenin beğenisine sunulmaz, ama bir kazanın ardından bilirkişinin ve mahkemenin önünde asıl ağırlığı taşıyacak olan onlardır. Fotoğraf ise işin kanıtı değil temsilidir. Sorun temsilin kendisinde değil, grupta biriken onayın zamanla temsili kanıtın yerine koymasındadır. Onarım fotoğrafının altına dizilen on iki alkış, kontrol kaydının hiç tutulmamış olmasını örtecek kadar güçlü bir kurumsal kanaat üretir. Kimse raporu sormaz, çünkü herkes işin yapıldığını görmüştür.
Bu noktada en kolay yol, çalışanın gösteriş merakını suçlamaktır. Ne var ki grupların kamu işine bu kadar derin yerleşmesini anlamak için önce resmi kanalın nasıl işlediğine bakmak gerekir. EBYS üzerinden bir tespitin ilgili birime ulaşması, paraf ve onay zincirinden geçmesi günler alabilir, sahada ise bir tehlikenin o gün ve o saat bilinmesi gerekir. Kurumlar bu hız ihtiyacına kendi güvenli ve kullanışlı araçlarıyla cevap vermediğinde, boşluğu herkesin cebindeki uygulama doldurur. WhatsApp'ı kamu işinin merkezine taşıyan şey tek tek kişilerin kibri değil, resmi yazışmanın yavaşlığı ile sahanın aciliyeti arasındaki mesafedir. Ama boşluğu dolduran araç kendi mantığını da beraberinde getirir.
Hız için kurulan grubun bir sadakat ölçerine dönüşmesinin mekanizması, iki yönlü görünürlüğünde saklıdır. Yönetici açısından grup, kimin mesajı ne zaman okuduğunu, kimin kaç dakikada cevap verdiğini, kimin sessiz kaldığını gösteren bir gözetim ekranıdır. Mavi tikler klasik panoptikonun kulesinden daha kesin bilgi verir, çünkü bakılıp bakılmadığı artık tahmin edilmez, bilinir. Çalışan açısından ise aynı ekran bir vitrindir. Gece on birde yazılan “tamamdır hocam”, bayram sabahı paylaşılan saha fotoğrafı, amirin sıradan bir duyurusunun altına ilk cevabı yazmak, hepsi görünürlükle ödüllendirilen küçük performanslardır. İzlendiğini bilen kişi sergilemeye başlar, sergilenen her şey de izlemeyi daha anlamlı kılar. Üstelik bu zincirin bir tepesi yoktur, çünkü grubu yöneten amir de aynı fotoğrafları bir üst gruptaki kendi amirine iletir ve aynı alkışı bekler. Dalkavukluk eskiden koridorda, kapı önünde, kulaktan kulağa yürüyen ve kendiliğinden kayıt üretmeyen bir davranıştı. Grup ona bir sayaç kazandırmış, onu sayılabilir, zaman damgalı ve herkesin gözü önünde karşılaştırılabilir hale getirmiştir.
Gösterinin bedeli en açık haliyle ramak kala bildirimlerinde görülür. Bir çalışan atölyede yerde bırakılmış uzatma kablosuna takılıp düşmenin eşiğinden döndüğünü gruba yazar. Birkaç kişi endişeli bir yüz ifadesi bırakır, biri “dikkat edelim arkadaşlar” der ve konu bir sonraki mesajın altında kaybolur. Olay hiçbir forma geçmez, kök nedeni sorgulanmaz, düzeltici faaliyet planlanmaz ve risk değerlendirmesine tek bir satır olarak bile girmez. Oysa ramak kala kaydının bütün değeri birikmesindedir, çünkü aynı noktada tekrarlayan küçük olaylar henüz yaşanmamış büyük bir kazanın işareti olabilir ve bu ancak kayıtlar yan yana konduğunda görülebilir. Grup ise birikime değil akışa göre çalışır. Her mesaj bir öncekini aşağı iter, telefon değiştiğinde ya da biri gruptan ayrıldığında kurumun hafızası da onunla gider. Görünür olan şey kayda geçmemiş, kayda geçmesi gereken şey ise görünürlüğün içinde erimiştir.
Grubun saati de yoktur. Mesai bittiğinde telefon susmaz ve akşam yemeğinde gelen bir talimat, ertesi sabaha kadar rahatlıkla bekleyebilecek bir iş olsa bile cevap bekler. Cevap vermemek ise artık bir tercih sayılmaz, çünkü mesajı görüp sessiz kalanı grup herkesin önünde işaretler. İş güvenliği literatüründe psikososyal riskler başlığı altında… İş güvenliği literatüründe psikososyal riskler başlığı altında ele alınan sürekli ulaşılabilirlik baskısı, iş ile özel hayat arasındaki sınırın aşınması ve dinlenme süresinin fiilen ortadan kalkması, burada soyut kavramlar değil ekranda okunabilen somut verilerdir, çünkü hangi saatte kaç talimat verildiği grubun geçmişinde olduğu gibi durur. Çevrimdışı olma hakkı bazı Avrupa ülkelerinde açık bir yasal karşılık bulmuşken Türkiye'de bu adla genel ve açık bir yasal hak olarak düzenlenmiş değildir. Oysa bir risk değerlendirmesi ekibi, bir makinenin koruyucusuna gösterdiği ciddiyeti çalışanların gece yarısı aldığı mesajlara da gösterebilir.
Hukuk bu tabloya büsbütün sessiz kalmış değildir. 2019/12 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi, yetkili kurumlarca geliştirilen yerli uygulamalar dışında mobil uygulamalar üzerinden gizlilik dereceli veri paylaşımını ve haberleşmeyi yasaklamış, sosyal medya ve haberleşmede yerli uygulamaların tercih edilmesini istemiştir. Daha yakın tarihte Kişisel Verileri Koruma Kurumu, kamu personelinin idari işlerde WhatsApp kullanmaya ve gruplara üye olmaya mecbur bırakıldığı, talimatların ve resmî belgelerin bu uygulama üzerinden dolaştırıldığı yönündeki şikâyetler üzerine bir kamuoyu duyurusu yayımlamış ve personelin GSM numaralarının da kişisel veri niteliğinde olduğunu hatırlatmıştır. Duyurunun asıl dikkat çeken yanı ise yaptırımın nereye bağlandığıdır. Şartları taşımayan veri işleme faaliyetlerinde sorumluluğu tespit edilen kamu personeli hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılabileceği belirtilmektedir. Kâğıt üzerinde bu sorumluluk grubu kuran amiri de kapsayabilir. Ancak sahada grubu kuran yönetici ile oraya belge yüklemeden işini yapamayan memur arasındaki güç farkı düşünüldüğünde, yükün kimin sırtına bineceğini kestirmek zor değildir. Kurallar en alttaki kullanıcıya göre yazıldıkça, grubu kuran ve başka bir kanal sunmayan idari yapı görünmez kalmaya devam eder.
Bütün bunlar grupların kapatılmasıyla çözülecek bir mesele değildir, çünkü hız ihtiyacı gerçektir ve kapatılan her grubun yerine bir yenisi açılır. Asıl soru hangi aracı kullandığımız değil, kurumun neyi iş olarak kabul ettiğidir. Bir kurum onarım fotoğrafını kontrol kaydının yerine koymaya, ramak kala bildirimini bir emojiyle kapatmaya, gece yarısı cevap vereni en çalışkan saymaya devam ettikçe, WhatsApp grubu yalnızca bu tercihin en görünür yüzü olur. O gruplarda benim de bir telefon numaram, bir profil fotoğrafım ve zaman zaman bıraktığım bir onay işaretim var. O fotoğrafların altına emoji bırakan her birimiz, raporun sorulmadığı bir düzenin küçük ortaklarıyız. O onarımdaki bir eksik bir gün bir cana mal olduğunda gösteri biter, kayıt ise hiç başlamamış olur.



Yorumlar