top of page
ÖMER FARUK ELBEK


Kuluçka Makinesinin Ayarı
Hibeyle ayakta duran bir STK da gerçek bir ihtiyacın çevresinde toplanmış insanları bir araya getirir; asıl mesele, bu insanların örgütün yönünü belirleyip belirleyemediğidir. DKÖ’ye dönüşüm, çalışmadan yararlananları aidatını veren ve yönetimi değiştirebilen bir tabana çevirmekle başlar. Sürdürülebilirlik sorusunun cevabı, yönetimin üyelerine hesap verdiği bir örgütte bir sonraki hibe olmaktan çıkar ve talebi taşıyanların kendisi olur.
Ömer Faruk Elbek
2 gün önce7 dakikada okunur


Örgütsel Goebbelizm
Bir kurumda gerçeklik çoğu zaman yalanla değil, karar verenin masasına neyin ulaşacağının seçilmesiyle bozulur. Pandemi tablosunda iki sayıdan küçüğü her akşam öne çıkarıldı, Amasra'da aynı Sayıştay raporu patlamadan sonra başka bir anlamla okundu, Wells Fargo'da şüpheyi bildiren yönetici işten çıkarıldı. Örgütsel Goebbelizm bu seçimin tek elde toplanmasıdır. Belgeler yan yana konabildiği sürece seçim görünür kalır, karşılaştırma yolu kapandığında ise raporda ne yazıyorsa o g
Ömer Faruk Elbek
5 gün önce6 dakikada okunur


Gruba Düşen Fotoğraf
Kurumsal WhatsApp gruplarında bir onarım fotoğrafı paylaşılır, alkışlar dizilir ve iş yapılmış sayılır. Oysa fotoğraf işin kanıtı değil temsilidir. Bu deneme, bir iş güvenliği uzmanının gözünden, grupların nasıl bir dijital panoptikona dönüştüğünü inceliyor. Yönetici için gözetim ekranı, çalışan için vitrin olan grupta dalkavukluk ölçülebilir hale gelir, ramak kala bildirimleri kayda geçmeden kaybolur ve mesai hiç bitmez.
Ömer Faruk Elbek
24 Eyl4 dakikada okunur


Bir İş Yeri Tasavvuru Olarak Yalamalık
Bir iş yerinde aynı hata herkes için aynı sonucu doğurmuyorsa, yazılı kuralların yanında yazılmamış ikinci bir düzen işliyordur. Yazı bu düzene yalamalık adını veriyor ve onu kötü karakterlerle değil, yöneticinin onayının göreve, korumaya ve terfiye nasıl çevrildiğiyle açıklıyor. Değerlendirme formundan izin çizelgesine uzanan örneklerle, bağlılığın "kurumu sahiplenmek" diye kayda geçtiğini, bu düzenin kendi yöneticisini seçtiğini ve yazılı kuralın ancak onu zayıflatabildiğin
Ömer Faruk Elbek
22 Eyl8 dakikada okunur


Mektubu Yazan Uzman, Yangına Bakan Göz
Bir Yangın Sempozyumunun Ardından... Felsefeyi severdi, fizikten de anlardı, Şairdi, musikide hayli behresi vardı. Laf altında kalmazdı, yaman bir silahşordu, Başkası hesabına bazen âşık olurdu. Rahmetlinin Cyrano de Bergerac’tı adı; Her şey olayım derken hiçbir şey olamadı! Edmond Rostand, Cyrano de Bergerac, V. perde, çev. Sabri Esat Siyavuşgil 17-18 Eylül 2026'da İzmir'de, Makina Mühendisleri Odası'nın Tepekule salonlarında Uluslararası Katılımlı Yangın Sempozyumu ve Sergi
Ömer Faruk Elbek
20 Eyl11 dakikada okunur


Netliğin Taklidi
Netlik, sözün arkasında durulması ve hesabın açık kalmasıdır. “Netliği severim” denildiğinde çoğu zaman istenen bu değildir; değişmeyen, şaşırtmayan, bir daha soru sorulmayan bir kesinliktir. Kesinlik, belirsizliği örtüp sorumluluğu kapatınca netliğin taklidine dönüşür. Dürüst belirsizlik yetersiz, sabitlenmiş garanti yeterli görünür. Asıl aranan duruluk değil, soru sorma yükünün ortadan kalkmasıdır.
Ömer Faruk Elbek
12 Eyl3 dakikada okunur


Bir Yıkım Mühendisi Olarak Eşref-i Mahlûkat
Eşref-i mahlûkat" kavramı, bugün doğayı ve canlıları tasfiye eden teknokratik devlet aklının örtüsüne dönüşmüştür. Siyasal İslam iddiasının pratiğinde, sokak hayvanlarının tecridi ile ekolojik yıkım aynı bürokratik dille meşrulaştırılmaktadır. Canlıların ve mekânın birer risk, maliyet ve mühendislik problemine indirgendiği bu rasyonel ve kapitalist düzende; mahlûkatı tasfiye eden eşref-i mahlûkat, nihayetinde salt bir yıkım mühendisine dönüşmüştür.
Ömer Faruk Elbek
11 Eyl3 dakikada okunur


Köpük ve Çakıl Arasında Siyaset
İnsan hayatın yükünü bir an başının üstüne fırlatır; kollar kilitlenir, yerçekimine galip geldiğini sanır. Silkme taşımak değil, taşıyabilme iddiasının gösterisidir. Slogan dinince ağırlık omuzlara döner. Sabah servis yine aynı saatte gelir. Dilinde slogan vardır, kapıda hayat. Köpük çekilir, çakıl kalır.
Ömer Faruk Elbek
9 Eyl4 dakikada okunur


İmparatorun Bülbülü
Andersen’in masalında saray, istenince öten mekanik bülbülü gerçek kuşa tercih eder; ötüşü kusursuzdur ve ne zaman ne söyleyeceği bellidir. Yazı, tanrı yerine doğa, halk, vicdan ya da rıza adına konuşmanın aynı tüneğe konmak olduğunu savunur: konuşan kaybolur, itiraz artık bir insana değil kutsal sayılan şeye yönelir. İçselleşmiş rıza iktidarı yok etmez, taşır. Aranan şey yalnızlık değil, kafesi reddedip dönebilmektir.
Ömer Faruk Elbek
2 Eyl3 dakikada okunur


Kimsenin Duymadığı Yer
İş güvenliği uzmanına yönelik yıldırma, diğer çalışanlardan farklıdır; uzman tam olarak görevini yaptığı, tehlikeyi kayıt altına aldığı için cezalandırılır. Onaylı deftere yazılan her eksiklik işveren aleyhine delildir. Bu yüzden baskı, gerçeğin yazılmasını engellemeye odaklanır. Kanun uzmana "yaz" derken, maaşını veren işveren "sus" der. Uzman; devlet, işveren ve işçi üçgeninde sıkışır. Asıl cehennem, bu yapısal yalnızlık içinde felaketi önceden bilip duyuramamaktır.
Ömer Faruk Elbek
27 Ağu8 dakikada okunur


Obezitik Kategorizasyon
Erkeğin kadından uzun boylu olması gerektiği yargısı, kanıt istenmeyen bir varsayım gibi yaşanır; oysa 'büyük üstündür' gramerini cinsiyet, yaş, dil, din, ırk ve medeniyet katmanlarına taşır. Piyasa bu ayrımı parfüm ve araba rutinleriyle yeniden üretir. Kalıp ortaklığı biçimseldir; besleme gerekçe muafiyeti ve kurumlarla işler. Ayrımcılık bir katmanda yaşar, obezitik kategorizasyon katmanlar arasında dolaşır. Zincir evrensel değildir; her toplumun ana sesi farklı, sabit olan
Ömer Faruk Elbek
26 Ağu6 dakikada okunur


Sivrisinek Pasaport İstemez
İzlanda'da Ekim 2025'te görülen ilk sivrisinek, insanın kurduğu sınır düzeniyle doğanın kayıtsızlığı arasındaki çelişkiyi açığa çıkarır. Sivrisinek hiçbir izin aramadan sınırları geçerken, insan pasaport ve biyometriyle bir kayıt rejimine bağlanmıştır. Yazı, pasaportu özgürlüğü devlet onayıyla takas eden bir senede benzetir; sınırın doğanın değil, insanın kendi çizip unuttuğu bir kurgu olduğunu vurgular.
Ömer Faruk Elbek
26 Ağu3 dakikada okunur


Makineleşen Zihinler ve 3 Idiots
Ekranda rengârenk dansların, akılda kalıcı şarkıların ve komik sekansların aktığı bir Bollywood filmi düşünün. Rajkumar Hirani’nin yönettiği 3 Idiots filmi, hikâyesini her ne kadar Hindistan’da kursa da aslında modern dünyanın standartlaştıran ve bireyi makineleştiren evrensel eğitim modeline zekice bir eleştiri getirir. Filmin izleyenlerin tebessümle hatırlayacağı, izlemeyenlerin ise keşfetmek için bir an önce ekran başına geçmesi gereken o popüler perdesini araladığımızda,
Ömer Faruk Elbek
25 Ağu3 dakikada okunur


1993’te Bir Prova — Tohumu Kurutulan Kampüs
Zamanın ruhunu ve kurumların geçirdiği dönüşümü anlamak için bazen neyin inşa edildiğine değil, neyin kuluçkaya yatmasına artık izin verilmediğine bakmak gerekir. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun (BGST) hikâyesi bu açıdan çarpıcı bir turnusol kâğıdıdır. Genel kanının aksine BGST, rektörlük onaylı odalarda faaliyet gösteren bir öğrenci kulübü olarak değil; 1995 yılında kampüs dışına taşan, mezunların kurduğu özerk bir yapı olarak doğmuştur. Bu yapının çekirdeği ise 199
Ömer Faruk Elbek
24 Ağu3 dakikada okunur


‘Ömer Faruk’ olmak...
İsmim bir kimlik kartı değil, daha çok bir ön yargı tetikleyicisi... Tarihsel bir kavganın ve feodal bir mirasın gölgesinde, peşinen atanan etiketlerden sıyrılıp "sadece insan" kalabilmenin hikâyesi.
Ömer Faruk Elbek
19 Ağu3 dakikada okunur


Kurumsal Çürümenin Ontolojik Mimarisi: Tav, Sayım ve Güç İlişkileri
Foucheizm ve Hessizm kavramları ışığında kurumsal tahribatın analizi: "Demir tavında dövülür" ve "Tavuk tarda sayılır" metaforları üzerinden şekillenen kitleler ve sayılan bireyler.
Ömer Faruk Elbek
19 Ağu4 dakikada okunur
bottom of page